SÖZLÜK
ÇEVRE [Environment] Bir organizmanın var olduğu ortam yada koşullar. Bu çevre doğal fiziksel öğeleri, ayrıca organizmanın etkileştiği insan ürünü koşulları içerir.
ÇEVRE ANALİZİ [Environmental analysis] Belirli bir arazinin topografik, hidrolojik, jeolojik ve kültürel özellikleri gibi çevresel özelliklerinin incelenmesi.
ÇEVRE DEGERLENDİRMESİ [Environmental assessment] Bir eylemin ya da projenin çevre bakımından yararlı olup olmadığını ve çevresel etki raporunun hazırlanması gerekip gerekmediğini belirlemek amacıyla yapılan inceleme.
ÇEVRE DOSTU [Environment-friendly] Ürünlerde normal olarak bulunan zararlı öğelerden bazılarını tasfiye etmek amacıyla tasarlanmış ya da değiştirilmiş ürünleri ifade etmek için kullanılan terim
ÇEVRE KİRLİLİĞİ [Environmental pollution] Üretim ve tüketim etkinlikleri nedeniyle ortaya çıkan katı, sıvı, gaz biçimindeki artıkların fiziksel ve yaşamsal ortamı olumsuz yönde etkilemesi, doğal dengeyi bozması.
ÇEVRE KORUMA [Environment protection] Potansiyel olarak tehlikeli atık maddelerin çevreye boşaltılmasının asgariye indirilmesi yada önlenmesi amacıyla kaynakların yönetimi.
ÇEVRE KORUMA AJANSI [EPA = Environmental Protection Agency] Kirleticiler ile ilgili tüm kanun ve yönetmelikleri uygulamak ile görevli Amerikan federal kuruluşu.
ÇEVRE KALİTE HEDEFİ [EQO=Environmental quality objective] çevrenin belirli bir boyutu için amaçlanan kalite düzeyinin ortaya konması. Bu düzey ulaşılır olmayabilir ve nicelik olarak ifade edilebilir.
ÇEVRE SORUNLARI [Environmental concerns] Tüm dünyayı olumsuz yönde etkileyen ve en önemli küresel ölçekli sorun durumuna gelen ve genel olarak kirlenme, tükenme ve çirkinleşme başlıkları altında incelenen çevresel bozulma.
ÇEVRE KALİTE STANDARDI [EQS=Environmental quality standard] Bir çevre de bir kirletici için İzin verilebilir en yüksek düzey ya da çevrenin bazı vasıfları için kabul edilebilir en düşük düzey.
ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ [Environmental engineering] çevre mühendisliği, çevrenin korunmasına, kirliliğin azaltılmasına vb. elverişli teknoloji sistemlerinin tasarlanmasını ve çevre süreçlerinin incelenmesini, ayrıca belirli binaların bu açıdan iç tasarımlarının gerçekleştirilmesini içerir.
ÇEVRE SORUNLARI BİLİMSEL KOMİTESİ [SCOPE = Scientific Committee on Problems of the Environment] Başlıca ilgi alanı çevreyi iyileştirmek ve kirlilikle ilgili çeşitli sorunları incelemek olan uluslararası kuruluş.
ÇEVRE YOLU [Beltway] Kentsel bir alanı çevreleyen, ana ulaşım arterlerine bağlı yol.
ÇEVRE YÖNETIMI [Environmental management] Toprak, su ve hava gibi doğal kaynakların çevresel açıdan kabul edilebilir uygulamalar yoluyla kullanılması.
ÇEVRE YÖNÜNDEN DUYARLI ALAN [ESA=Environmentally sensitive area] Bir ülkenin doğal yerleşimleri ve süregelmekte olan tarımsal etkinlikleri korumak yada modern, yoğun tarımdan geleneksel olana geçmek için özel önlemler almak gereğini duyduğu alanlar için kullanılan terim.
ÇEVRESEL ETKİ DEGERLENDİRMESİ [EIA=Environmental impact assessment] Yeni gelişme ve projelerin çevreye olabilecek sürekli ya da geçici potansiyel etkilerinin, sosyal sonuçları ve alternatif çözümleri de içine alacak biçimde analizi ve değerlendirilmesi.
ÇEVRESEL ETKİ RAPORU [Environmental impact statement] çevresel etki değerlendirmesi çalışmalarının sonuçlarını içeren detaylı rapor.
ÇÖP [Garbage] Evlerden yâda ticari amaçla gıda hazırlanması ve kullanılmasından kaynaklanan hayvan, sebze ve meyve atığı; genelde tüm atık ürünler için kullanılır.
EKOSİSTEM [Ecosystem) Birbirleri ile ve cansız ortamla ilişki içinde olan kendi içinde yeterli bitki ve hayvan topluluğu.
EKOLOJİ [Ecology] Organizmaların birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkileri inceleyen bilim dalı.
EKOLOJİK KONUM [Nichel] Bir türün yaşamını sürdürmesi için gerekli tüm koşulları sağlayan ekolojik yaşama ortamındaki yeri.
EKOSFER [Ecosphere] Yeryüzünün canlıları içeren bölümü; biyosfer ve karşılıklı etkileşimin söz konusu olduğu atmosfer, hidrosfer ve litosfer kesiti.
EMiSYON [Enıission] Gaz yada gaz ve partikül karışımlarının atmosfere verilmesi.
ENDÜSTRİYEL ATIK [Industrial waste] Endüstriyel işlemler sonucunda ortaya çıkan atık, özellikle sıvı atıklar. Bu atıkların hava, toprak ve su üzerinde olumsuz etkileri vardır.
ENDÜSTRİYEL ATIK SU [Industrial sewage] Endüstriyel işlemlerden oluşan atık su. Ham maddelerden, ürünlerden ya da imalatta kullanılan maddelerden kaynaklanır.
EROZYON [Erosion] Havanın yâda insanların müdahalesi sonucunda kaya parçacıklarının ve toprağın asıl yerlerinden kopmaları, taşınmaları ve başka bir yerde kalmaları süreci.
EVSEL ATıK SU [Domestic sewage] Evlerin ve işyerlerinin oluşturduğu ve fabrikaların endüstriyel nitelik taşımayan pis sularının da dâhil olduğu atık su.
FOSİL YAKITLAR [Fossil fuels] Kömür, petrol, doğal gaz vb. gibi doğal organik yakıtların tümü. Fosil yakıtlar bitki ve hayvan maddesinin milyonlarca yıl boyunca toprak altında ayrışmasından oluşur.
HAVA KİRLİLİĞİ(Air pollution)Toz, gaz, sis, koku, duman ya da buhar kirleticilerin insan, bitki ve hayvan yaşamına yada maddi nesnelere zarar verecek, yada yaşamdan, maddi nesnelerden rahatça yararlanmasına engel olacak miktar, yoğunluk ve zamanda atmosferde bulunması.
KATI ATIK [Solid waste ] Katı özellikleri taşıyan her türlü atık madde.
KİRLETİCİ [Contaminant] Havayı, suyu, toprağı yada çevreni herhangi bir ögesini kirleten madde.
KİRLETİCİ [ Pollutant ] Arzu edilmeyen etkilere yol açan katı, sıvı yada gaz halindeki madde. Birincil kirleticiler gürültü ve lağım suyu gibi doğrudan oluşmuş kirleticileri içerir; ikincil kirleticiler ise kirlenmiş ortam la tepkimeye giren birincil kirleticiler tarafından üretilir, ör. ozon.
KİRLİLİK (KİRLENME) [Pollution] Çevrenin insan, bitki ve hayvan yaşamı açısından tehlikeli yâda potansiyel olarak tehlikeli olacak derecede kirlenmesi; bozulmayan yada dağılmayan atık materyalin çevreye bırakılması.
MADENCİLİK ATIKLARI [Mining wastes] Madencilik çalışmalarının sonucunda, bitki örtüsünü ve su kaynaklarını kirletici etkiye sahip materyel, özellikle kaya ve maden artıkları.
PETROL KİRLILİĞİ [Oil pollution ] Petrolün taşınması yâda çıkarılması sırasında büyük ölçüde dökülme yâda sızma sonucunda kıyı sularının ve kıyı bölgelerinin petrolle kirlenmesi. Bu tür kirlenme kuş ölümlerine, deniz kabuklularının kirlenmesine ve kıyı bölgelerinin bozulmasına yol açar.
RADYASYON TEHLİKESİ [Radiation hazard] Radyoaktif maddelerin yaydıkları parçacıkların ve ışınların yol açtığı tehlike; büyük dozlar hızlı ölüme neden olur, buna karşılık düşük düzeyde radyasyona maruz kalınması, kanser riskinde artışa yol açar.
RADYOAKTİF ATIK [Radioactive waste] Nükleer reaktör işlemlerinden yâda tıpta araştırma, askeri ve sınai etkinlikler gibi kaynaklardan üretilen atık.
SU KİRLİLİĞİ [Water pollution] Suyun yararlı kullanımını etkileyecek miktarlarda kimyasal, fiziksel yâda biyolojik maddelerin katılmasıyla kalitesinin bozulması. Su kirlenmesinin en yaygın kaynakları; yetersiz evsel atık su arıtma tesisleri, endüstriyel atıkların boşaltılması, yüzeysel akış, madencilik faaliyetleri ve sulamadır.
TERMİK SANTRAL [Fossil fuel plant] Fosil yakıt kullanan elektrik santralı.
TRAFİK KIRLİLİĞİ [Traffic pollution] Trafiğin yoğunlaşmasıyla artan ve araçlardan kaynaklanan atmosfer ve gürültü kirliliğinin oluşturduğu kirlilik bütünü.
YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI [Renewable energy sources] Güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi, jeotermal enerji, su enerjisi, biokide enerjisi, gelgit enerjisi ve üretici nükleer enerji reaktörleri gibi kendiliğinden yenilenebilir, kullanmakla eksilmeyen enerji kaynakları.
KAYNAK:
Ferzan Bayramoğlu Yıldırım, Uluslar arası Yerel Yönetimler Birliği Akdeniz ve Ortadoğu Bölge Teşkilatı(IULA-EMME), 1995(ikinci baskı)